Kıbrıs sorunu onlarca yıl boyunca birçok kez çözülmeye çalışıldı ancak hiçbir dönem 2004’teki Annan Planı kadar kapsamlı ve uluslararası destekli olmadı. Birleşmiş Milletler gözetiminde hazırlanan plan, adadaki siyasi yapıyı tamamen yeniden düzenlemeyi hedefliyordu. Referandumun ardından ortaya çıkan tablo ise bugün hâlâ KKTC siyasetinin temel kırılma noktalarından biri olarak görülüyor.
Annan Planı Süreci Nasıl Başladı?
1990’lı yılların sonuna doğru Avrupa Birliği’nin genişleme süreci hızlanırken, Kıbrıs meselesi de yeniden uluslararası gündemin merkezine taşındı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanması, çözüm baskısını artırdı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan plan ilk kez 11 Kasım 2002 tarihinde taraflara sunuldu. Ancak süreç boyunca plan üzerinde yoğun müzakereler yapıldı ve metin sürekli değiştirildi.
Toplamda beş farklı versiyon hazırlandı:
Annan I, II, III, IV ve son olarak referanduma sunulan Annan V.
Port Cyprus’un incelediği uluslararası diplomatik kaynaklara göre planın son hali, haritalar, anayasal düzenlemeler, mülkiyet belgeleri ve teknik eklerle birlikte yaklaşık 9 bin sayfayı aşan dev bir siyasi çözüm paketi haline geldi.
Plan Tam Olarak Ne Öneriyordu?
Annan Planı’nın merkezinde iki toplumlu ve iki kesimli federal yapı bulunuyordu. Yeni devletin adı “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” olacaktı.
Plan kapsamında:
- iki kurucu devlet modeli
- dönüşümlü başkanlık sistemi
- yeni anayasal yapı
- toprak düzenlemeleri
- mülkiyet iadeleri
- asker sayılarının azaltılması
- Avrupa Birliği hukukuna uyum
gibi çok geniş çaplı değişiklikler öngörülüyordu.
En büyük tartışma ise toprak ve mülkiyet konusunda yaşandı. Özellikle Maraş ve Güzelyurt gibi bölgelerin statüsü, Kuzey Kıbrıs’ta yoğun şekilde tartışıldı.
24 Nisan 2004 Referandumu Tarihe Geçti
Uzun müzakerelerin ardından referandum tarihi 24 Nisan 2004 olarak açıklandı. Sonuçlar ise yalnızca adada değil, dünya basınında da büyük yankı yarattı.
Kuzey Kıbrıs’ta seçmenlerin yaklaşık yüzde 64.9’u plana “evet” dedi. Güney Kıbrıs’ta ise yaklaşık yüzde 75.8 oranında “hayır” sonucu çıktı.
Bu tablo uluslararası kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Çünkü uzun yıllar boyunca çözüm istemeyen tarafın Kıbrıslı Türkler olduğu yönünde güçlü bir algı bulunuyordu.
Referandum sonrası birçok uluslararası medya kuruluşu ilk kez Kıbrıs Türk tarafının çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu yazdı.
Avrupa Birliği Süreci Kuzey Kıbrıs’ta Hayal Kırıklığı Yarattı
Referandumdan yalnızca bir hafta sonra, 1 Mayıs 2004 tarihinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ne tam üye olarak kabul edildi.
İşte Kuzey Kıbrıs’ta en büyük kırılma tam bu noktada yaşandı.
Çünkü referandum sürecinde Kıbrıslı Türklere:
- izolasyonların hafifleyeceği
- doğrudan ticaretin başlayacağı
- ekonomik açılım sağlanacağı
- uluslararası temasların artacağı
yönünde güçlü beklentiler oluşmuştu.
Ancak aradan geçen yıllarda bu beklentilerin büyük bölümü gerçekleşmedi. Özellikle doğrudan uçuşların başlamaması ve izolasyonların devam etmesi, Kuzey Kıbrıs toplumunda ciddi güvensizlik yarattı.
Annan Planı KKTC Siyasetini Nasıl Değiştirdi?
2004 referandumu Kuzey Kıbrıs siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Çözüm yanlısı siyaset uzun yıllar boyunca güç kazandı ve Avrupa Birliği perspektifi toplumun önemli bölümünde destek gördü.
Ancak ilerleyen yıllarda müzakerelerin tekrar sonuçsuz kalması, özellikle genç kuşaklarda büyük hayal kırıklığı oluşturdu.
Crans Montana görüşmelerinin çökmesiyle birlikte Kuzey Kıbrıs’ta iki devletli çözüm yaklaşımı daha görünür hale geldi. Özellikle “federasyon artık mümkün mü?” sorusu siyasetin merkezine yerleşti.
Bugün Annan Planı hâlâ Kuzey Kıbrıs’ta çok farklı şekillerde değerlendiriliyor. Kimileri bunu kaçırılmış tarihi fırsat olarak görürken, kimileri ise Türk tarafının fazla taviz verdiği sonuçsuz bir süreç olarak yorumluyor.
Ancak hemen herkes, 24 Nisan 2004 referandumunun Kıbrıs tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri olduğu konusunda hemfikir.